Bir Avuç ile uzaklar yakın!
"Şu işim hallolsun, Allah rızası için bir kurban keseceğim" deriz. İşte bu söz, bu samimi antlaşmadır adak. Dileğimiz gerçekleştiğinde ise akıllara en mühim sorulardan biri düşer: bu kurbanın etinden kimler yiyemez?
Adak kurbanı, özü itibarıyla bir şükür eylemidir; ama bu şükrün içinde çok derin bir mana daha gizlidir: nefisten feragat etmek. Kişinin adadığı kurbanın etinden kendisinin ve ailesinin en yakın halkasının yememesi, bu ibadetin merkezindeki samimiyeti perçinler. Adak sahibi, bu etten yemeyerek aslında şunu ifade etmiş olur: "Bu kurban benim veya ailemin sofrası için değil, yalnızca Senin rızan ve Senin muhtaç kulların içindir."
Kişinin soyunun dayandığı üst kuşağı ifade eder: annesi, babası, dedeleri ve nineleri. Bu kişiler adak etinden yiyemez.
Kişinin kendi soyundan gelen alt kuşağı ifade eder: çocukları ve torunları. Bu yasağın kapsamına kişinin eşi de dahildir.
Adağın temel amacı yoksulların, ihtiyaç sahiplerinin karınlarını doyurmak olduğu için, dinen zengin sayılan kişilerin de bu etten yemesi uygun görülmemiştir. Birisi yanlışlıkla bu etten yerse, yenilen etin bedelinin parayla tartılıp bir yoksula sadaka olarak verilmesi gerekir.
Adağınızı, en faziletli şekilde ihtiyaç sahibine ulaştıralım.
Adak eti, ihtiyaç sahibinin hakkıdır. Bu ibadetin bereketi, kesilen kurbanın etinin doğru adreslere, gerçekten muhtaç olanların sofrasına ulaşmasıyla katmerlenir. Sizlerin bizlere vekâlet yoluyla emanet ettiği adaklar, sadece bir vecibeyi yerine getirmekle kalmıyor, aynı zamanda devasa bir iyilik hareketinin parçası oluyor.
Adaklarınız, Afrika'da bir yetimhanede belki de aylardır et yüzü görmemiş çocukların bayramı oluyor, Asya'da bir mülteci kampında zor şartlarda hayata tutunmaya çalışan bir ailenin tenceresinde kaynıyor. Kurbanınız kesildiğinde size gönderdiğimiz o video, sizin niyetinizle binlerce kilometre ötedeki bir kardeşinizin yüzündeki tebessümün buluştuğu anın bir kaydıdır.
Adak etinin, adak sahibi ve yakınları tarafından tüketilememesi kuralı, bu ibadeti kişisel bir ziyafetten çıkarıp toplumsal bir şölene dönüştürür. Bu şölenin onur konukları ise yoksullar, yetimler ve kimsesizlerdir.