Bir Avuç ile uzaklar yakın!
Hira'nın o sakin ve heybetli atmosferinde, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) inen ilk vahiyle başlayan bu kutlu yolculuk, "Oku!" emriyle taçlanmıştır. İşte bu ilk emir, bu ilk aydınlık, Alak Suresi ile hayat bulmuştur.
"Yaratan Rabbinin adıyla oku!"
Alak Suresi, 1. AyetBu emir, kuru bir bilgi hamallığını değil, Yaradan'ın adıyla, O'nun rızası doğrultusunda kâinatı, insanı ve kitabı okumayı salık verir. Peygamberimiz okuma yazma bilmediği halde bu emre muhatap olması, asıl okumanın kalp gözüyle, iman nuruyla gerçekleştiğinin en büyük delilidir.
Bizler Bir Avuç Derneği olarak, bu kutlu emrin izinden gitmenin sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Köy okullarına kurduğumuz zeka oyunları sınıfları, yavrularımıza ulaştırdığımız kırtasiye ve kitap destekleri, aslında onlara "Rabbinin adıyla oku" demenin bir başka yoludur. Rabbimiz, "O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir" buyurarak bilginin kaydedilmesinin önemine de işaret eder; bizim için de dağıttığımız her bir kalem, uzattığımız her bir kitap, bir medeniyet inşasının tuğlalarıdır.
Bir çocuğun eğitimine, siz de bir kalem kadar dokunun.
Surenin ikinci ayetinde Yüce Allah, "O, insanı bir 'alak'tan yarattı" buyurur. "Alak" kelimesi hem "kan pıhtısı" veya "embriyo" anlamına gelir, hem de "sevgi, ilgi, yapışan şey" gibi manaları içinde barındırır. Bu ayet, insanın yaratılış serüveninin en mütevazı başlangıcına dikkat çeker ve bizlere kibrin ne kadar anlamsız olduğunu, insanın değerinin maddesinden değil, ona üflenen ruhtan geldiğini hatırlatır.
İhtiyaç sahibi bir ailenin kapısını çaldığımızda, karşımızdaki insanın sadece o anki durumuna değil, onun Allah katındaki değerine odaklanıyoruz. Özellikle yetim ve öksüz yavrularımıza sahip çıkarken bu ayetin manasını daha derinden hissederiz — onlar, toplumun bize emanet ettiği en değerli varlıklardır.
Surenin ilerleyen ayetleri şöyle buyurur: "Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder." Servet, makam, güç veya bilgi... Bunların hepsi birer imtihan vesilesidir. İnsan, bu nimetlerin asıl sahibini unutup her şeyi kendi başarısı olarak görmeye başladığında, tehlike çanları çalmaya başlar.
Bu ayetler, Bir Avuç Derneği gönüllüleri olarak bizlere her daim bir ayna tutar. Yaptığımız iyilikleri asla kendimizden bilmememiz gerektiğini hatırlatır; bizler sadece birer vesileyiz. Surenin son ayeti ise kurtuluş reçetesini sunar: "Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş." Secde, insanın Yaradan'ın huzurunda hiçliğini itiraf etmesidir.
Ulaştığımız her yetimin tebessümü, doyurduğumuz her aç karnın duası, bizim için Rabbimize yakınlaşma vesilesidir, birer manevi secdedir.