Bir Avuç ile uzaklar yakın!

Hicri Yılın Başlangıcı, Tevbenin ve Hüzünlü Bir Sadakatin Mevsimi

​İslam takviminin başlangıcı, zamanın ilahi bir terbiye ile yeniden idrak edildiği kutlu bir döneme işaret eder. Muharrem ayı, İslam geleneğinde özel bir yere sahip olan, içerisinde barındırdığı derin manalarla müminin kalbini hem bir neşe hem de bir hüzün iklimine taşıyan mukaddes bir aydır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından doğrudan "Şehrullahi’l-Muharrem" (Allah’ın Muharrem ayı) olarak nitelendirilen bu ay, Allah'a nispet edilme şerefine mazhar olmuştur. İslam kaynaklarında Receb ayı da "Şehrullah" sıfatıyla anılmakla birlikte, Muharrem ayı özellikle bu nitelemeyle, hicri yılın ilk "haram" (hürmet edilen) ayı olma sıfatıyla müstesna bir yere sahiptir. Kelime anlamı olarak "saygı duyulan" manasına gelen Muharrem, İslam öncesi dönemden beri savaşmanın yasak olduğu, hürmetin esas kılındığı dört aydan biridir.

​Muharrem, bir yandan yeni bir hicri yıla girmenin heyecanını taşırken, diğer yandan kalplerimizde derin bir sızı olan Kerbela’nın hüznünü harmanlar. Hicret; bir yerden bir yere taşınmak değil, aslında hakikate, Allah’ın rızasına ve huzuruna doğru atılan en büyük adımdır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye uzanan o meşakkatli yolculuğu, bugün bizler için "nefsin zulmünden hakikatin aydınlığına kaçış" olarak okunmalıdır. Muharrem ayına girdiğimizde, aslında kendi iç dünyamızda bir hicret başlatmalı; günahlarımızdan sevaplara, gafletten uyanışa doğru yönümüzü dönmeliyiz.

​Bu ayın en bereketli günlerinden biri olan Aşure günü, tarih boyunca pek çok ilahi mucizeye tanıklık etmiştir. Hz. Nuh’un (a.s.) gemisinin tufandan kurtuluşu, Hz. Musa’nın (a.s.) Firavun’un zulmünden denizi yararak selamete çıkışı, Hz. İbrahim’in (a.s.) ateşten kurtuluşu gibi nice büyük hadise, bu ayın bereketli ikliminde gerçekleşmiştir. Bizler için Muharrem ayı, Allah’ın yardımının, kulun sadakatiyle birleştiği anları hatırlatır. Sabrın sonunda gelen selamet, şükrün kapısını aralar.

​Ancak Muharrem denilince yüreğimizin titrediği bir başka hakikat vardır ki, o da Kerbela’dır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ciğerparesi, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin (r.a.) ve ehlibeytinin, hak ve hakikat uğruna verdiği o destansı mücadele, Muharrem ayının onuncu gününde zirveye ulaşmıştır. Kerbela, sadece bir tarihsel olay değil, bir duruşun adıdır. Zulme karşı susmamanın, haksızlık karşısında baş eğmemenin, en ağır bedeller ödense dahi teslimiyeti terk etmemenin nişanesidir. Ehli sünnet ve’l-cemaat akidesi, Hz. Hüseyin Efendimize duyulan muhabbeti imanın bir gereği sayar. O’nun hüznü bizim hüznümüz, O’nun duruşu bizim izzetimizdir. Kerbela bizlere, zalim kim olursa olsun ona karşı durmayı, mazlum kim olursa olsun onun yanında yer almayı öğretir.

​Muharrem ayını hakkıyla geçirmek isteyen bir mümin, bu ayda tutulacak oruçların faziletini göz ardı etmemelidir. Resulullah (s.a.v.), "Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur" buyurarak, bizleri bu ayı ibadetle ihya etmeye davet etmiştir. Özellikle Aşure gününde ve öncesi veya sonrasıyla birlikte tutulan oruçlar, geçmiş bir yıllık günahların affına vesile olur. Ancak oruç sadece mideyi tutmak değil, aynı zamanda dili yalandan, kalbi kinden, eli zulümden alıkoymaktır.

​Bu mübarek zaman dilimi, aile içerisinde birliğin, komşuluk ilişkilerinde yardımlaşmanın ve paylaşmanın da ayıdır. Evlerde pişirilen aşureler, sadece bir tatlı değil; kardeşliğin, bereketin ve farklı nimetlerin bir araya gelerek nasıl bir güzellik oluşturduğunun sembolüdür. Müslüman, Muharrem ayında ikramın bereketini, sadakanın huzurunu ve tövbenin arındırıcı gücünü iliklerine kadar hissetmelidir.

​Sonuç olarak Muharrem ayı; başlangıçların, yenilenmenin, sabrın, hüznün ve umudun ayıdır. Geçmişin muhasebesini yapıp, geleceğin salih amellerle inşası için Allah’a yönelme vaktidir. Kerbela’nın hüznünü kalbimizde taşırken, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hicret ruhunu rehber edinerek; İslam’ın izzetiyle yaşamaya, adalet ve merhametle dünyayı güzelleştirmeye gayret etmeliyiz. Rabbimiz bizleri, Muharrem’in feyzinden nasiplenen, hicreti kalbinde gerçekleştiren ve Kerbela’nın o ulvi mesajını hayatına rehber kılan bahtiyar kullarından eylesin.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Muharrem ayı neden "Şehrullah" olarak anılır?

Resulullah (s.a.v.) tarafından doğrudan "Allah’ın ayı" (Şehrullahi’l-Muharrem) olarak nitelendirilmiştir. İslam literatüründe Receb ayı için de "Şehrullah" tabiri kullanılır; ancak Muharrem, hicri yılın ilk ayı olması ve büyük peygamberlerin ilahi yardımlara nail olduğu günleri barındırması nedeniyle bu şerefli isimle anılmaya daha çok vurgulanmıştır.

2. Aşure günü oruç tutmak sünnet midir?

Evet, Hz. Peygamber (s.a.v.) Aşure gününde oruç tutmuş ve ümmetine de tavsiye etmiştir. Yahudilere benzememek adına, Aşure gününün bir gün öncesine (9. Muharrem) veya bir gün sonrasına (11. Muharrem) ekleyerek oruç tutmak daha faziletli görülmüştür.

3. Kerbela hadisesi ehli sünnet inancında nasıl değerlendirilir?

Ehli sünnet inancına göre, Hz. Hüseyin Efendimiz ve ehlibeyti, İslam ümmetinin en seçkin ve saygıya layık fertlerindendir. Onların şehadeti büyük bir hüzün kaynağıdır. Ancak Kerbela hadisesi, İslam dininde "yas" tutmak, kendine zarar vermek veya aşırılıklara kaçmak için bir bahane değil; haksızlığa karşı durma ve İslam’ın izzetini koruma dersi olarak görülür.

4. Muharrem ayında düğün veya eğlence yapmak günah mıdır?

Dinimizde Muharrem ayı boyunca düğün yapmanın veya sevinçli merasimlerin yasaklandığına dair bir hüküm yoktur. İslam’da yas tutma (matem) süresi bellidir. Ancak mümin, bu ayın manevi derinliğine ve Kerbela hüznüne hürmeten, daha vakur ve temkinli davranmayı tercih edebilir.

5. Aşure tatlısı yapmak dini bir zorunluluk mudur?

Hayır, aşure tatlısı yapmak dini bir zorunluluk veya farz değildir; kültürümüzle harmanlanmış güzel bir paylaşma ve ikram geleneğidir. İnsanların birbirine ikramda bulunması, komşuluk ilişkilerini güçlendirmesi ve bereket umuduyla yapılan bir hayır vesilesidir.

6. Hicri yılbaşı nasıl kutlanmalıdır?

Hicri yılbaşı, bir "yıl dönümü kutlaması" olmaktan ziyade, bir "muhasebe vakti" olarak değerlendirilmelidir. Geçen bir yılın iç muhasebesi yapılmalı, günahlara tövbe edilmeli, Kur'an-ı Kerim okunmalı, dua edilmeli ve yeni yılın İslam dünyası için hayırlara vesile olması temenni edilmelidir.

7. Muharrem ayında yapılabilecek en güzel ibadetler nelerdir?

Oruç tutmak, nafile namazlar kılmak, Kur'an-ı Kerim okumak, bolca istiğfar etmek, sadaka vermek, yakınları ziyaret etmek ve ilim meclislerinde bulunmak bu ayın feyzinden yararlanmak için yapılabilecek en faziletli amellerdendir.

 


Anasayfa

Giriş/Üye

Hesap No

Bağış Yap

Sepetim