Bir Avuç ile uzaklar yakın!
İslâm medeniyetinde "su", sadece biyolojik bir yaşam sıvısı değil; ilâhî rahmetin, bereketin ve yaratılışın en temel taşıyıcısı olarak çok hususi bir konuma sahiptir. Kur'an-ı Kerim'de geçen "Biz her canlıyı sudan yarattık" (Enbiyâ Suresi, 30) buyruğu, suyun yeryüzündeki tüm varlık alemi için ne denli hayati bir ilâhî lütuf olduğunu açıkça gözler önüne serer. Bu bağlamda ihtiyaç sahibi bölgelerde su kuyusu açtırmak; yalnızca fiziksel bir susuzluğu gidermekle kalmayan, bir insanın, bir hayvanın hatta en kurak topraktaki bir bitkinin bile hayat bulmasına vesile olan eşsiz bir adımdır. İslâm hukuku ve ahlak prensiplerinde bu ulvî eylem, "Sadaka-i Cariye" yani vefatından sonra bile amel defteri kapanmayan, kesintisiz devam eden sadaka kategorisinin en seçkin, en kalıcı ve en bereketli örneklerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) mübarek bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
"İnsan öldüğü zaman ameli kesilir; ancak üç şey müstesnadır: Sadaka-i cariye, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlat." (Müslim, Vasiyyet, 14)
Su kuyusu yatırımı, bu hadis-i şerifte zikredilen "sadaka-i cariye" kavramının hayattayken atılabilecek en somut, en kalıcı ve nesiller boyu yaşayan tezahürlerinden biridir.
Suyun temiz, güvenli ve kolay erişilebilir olması, modern dünyada olduğu gibi İslâm medeniyetinin sosyal adalet anlayışında da bir toplumun sağlığı, eğitimi ve kalkınması için hayati bir öneme sahiptir. Dünyanın su krizinden muzdarip dezavantajlı bölgelerinde, özellikle kadınlar ve küçük yaştaki çocuklar kilometrelerce yol yürüyerek su taşımak zorunda kalmaktadır. Bu ağır çile, çocukların temel eğitim haklarından mahrum kalmasına ve bölgede kronik sağlık sorunlarının yayılmasına yol açmaktadır.
İslâm fıkhında "su", mülkiyeti hukuken kişilere ait araziler üzerinde bulunsa bile, susuzluk çeken hiçbir canlıdan ve ihtiyaç sahibinden esirgenmemesi gereken "ortak bir hak" olarak kabul edilmiştir. Bir su kuyusunun inşası, o coğrafyadaki tüm mahlûkatın hayat hakkına ortak olma sorumluluğunu da beraberinde getirir.
İslam'ın sosyal yardımlaşma ve merhamet esaslarının en somut tezahürlerinden biri olan su kuyusu projeleri; bireysel sevap kapılarını aralarken, küresel ölçekte mazlum coğrafyalara uzanan en güvenli kardeşlik köprüsüdür. Bir damla suyla başlayan bu hayır dalgası; nesiller boyu süren bir sadaka-i cariye olarak hem bu dünyada mazlumların yüzünü güldürür hem de ahiret gününde kulun en büyük kurtuluş vesikalarından biri olur.
Soru 1: Başkasının adına su kuyusu açtırmak mümkün müdür?
Cevap: Evet, hem mümkün hem de çok faziletlidir. Anne, baba veya vefat etmiş yakınlarınız adına açtıracağınız bir su kuyusu, onların amel defterine sevap yazılmasına vesile olur ve bu, "sadaka-i cariye" olarak en güzel vefa örneklerinden biridir.
Soru 2: Su kuyusu açtırmanın sevabı kuyu kuruyana kadar mı sürer?
Cevap: Sevap, suyun olduğu ve faydalanıldığı müddetçe devam eder. Ancak niyetiniz samimi olduğu için, kuyu bir sebepten dolayı işlevini yitirse dahi, Allah o niyetin ve eylemin sevabını katında saklı tutar. Yine de kuyuların bakımının yapılması ve ömrünün uzatılması, sevabın sürekliliği açısından önemlidir.
Soru 3: Su kuyusu açtırmak için nisap miktarı mala sahip olmak şart mı?
Cevap: Hayır, su kuyusu açtırmak farz olan bir ibadet (zekât gibi) değil, nafile bir sadakadır. İsteyen herkes, imkânı ölçüsünde küçük bir su projesine ortak olabilir veya kendi bütçesiyle bir kuyu açtırabilir. Bunun için zenginlik şartı yoktur.
Soru 4: Su kuyusu sadece Müslümanların yaşadığı yere mi açılmalıdır?
Cevap: Hayır. İslam ahlakına göre her canlı, Yaratıcı'nın bir eseridir. Susuzluk, inanç ayırt etmeksizin tüm insanlığın ve hayvanların ortak ızdırabıdır. Bir insanı veya bir canlıyı susuzluktan kurtarmak, inancına bakılmaksızın en büyük insani ve İslami erdemlerdendir.
Soru 5: Ortaklaşa su kuyusu açtırmak caiz midir?
Cevap: Evet, bir kuyu için gereken maliyeti birden fazla kişi kendi aralarında paylaşarak ortak bir su kuyusu açtırabilir. Bu durum, yardımlaşma ve hayırda yarışma ilkesine uygun olduğu gibi, sevabın da paylaşılarak herkesin hayır defterine yazılmasına vesile olur.
Soru 6: Su kuyusunun temizliğinden kim sorumludur?
Cevap: Su kuyusunu açtıran kişi veya kurum, kuyunun uzun ömürlü ve sağlıklı olması için bölge halkıyla veya yerel yönetimle iş birliği yaparak bakımını sağlamalıdır. Suyu sadece çıkarmak değil, o suyun temiz ve kullanılabilir kalmasını sağlamak da bir "hayrın devamı" sorumluluğudur.
Soru 7: Hayvanlar için su yalağı/sebili yaptırmak da aynı sevap mıdır?
Cevap: Kesinlikle. Kurak bölgelerde veya şehir merkezlerinde hayvanların su ihtiyacını giderecek bir sebil veya yalak yaptırmak, İslam hukukunda hayvana şefkat prensibi gereği büyük bir sadaka ve sevap kaynağıdır.